Yeni bir yıla girerken                      

Adam yolda giderken bir inşaat çalışanına rasgelmiş. Aralarında şöyle bir konuşma geçiyor.
– Usta kolay gelsin. Ne yapıyorsunuz burada?
– Eyvallah beyim. Ne olsun bu sıcakta sabahtan akşama duvar örüyorum.
Adam yürümesine devam eder ve inşaatın diğer köşesine gelir. Diğer bir usta da burada çalışmaktadır. Aynı şekilde ustaya seslenir.
– Usta kolay gelsin, Ne yapıyorsunuz burada?
– Eyvallah beyim. Burada bir ‘İlim yuvası’ yapıyoruz. Bahçe duvarını örüyorum. İçerisinde öğrenciler rahatça oynasınlar diye.
Fark ettiniz değil mi? Aynı işi yapan iki kişinin düşüncelerini ve yaptıkları işlere, harcadıkları emeğe, akıttıkları tere verdikleri önemi, saygıyı.
Geleneğin eşsiz tadını anlamak:
Geçenlerde doyduğum kent’ den (Antalya), doğduğum kente(Gaziantep) bir haftalık ziyarette bulundum. Uzun süredir böyle duyguları, yoğun ve anlamlı yaşamamıştım. Bu geçirdiğim bir haftada aslında iki önemli kısım vardı.
1. 46 yıl sonra İlkokul arkadaşlarımızdan Gaziantep’te yaşayanlar ile buluştuk.
2. ise doyduğum kent’ te birlikte çalıştığım Mutfak Şefleri arkadaşlarımı Gaziantep’ te iki gün ağırladım.
Bu süre içerisinde yaşadıklarım beni bir takım düşüncelere sevk etti. Sadece bu anıların hikayesini anlatmak değil amacım. Yaşadıklarım gördüklerim duygulandığım anlar bir yana duygusuzlaştırdığımız, sıradanlaştırdığımız iş yaşamımız da gözümün önüne geldi. Kendime göre kıyaslama yaptım, bir takım çıkarımlarda bulundum. Lütfen yazıyı tane tane okuyun ve kelimelerin derinliğine inin ve siz de yaşanmışlıklarınızla ufak bir kıyaslama yapın.
Size yaşadığımız anekdotlardan bir kaçını aktaracağım ve modern Yönetim sistemleri içerisinde hiç dilimizden düşürmediğimiz devamlı gündemde olan  Yönetim Becerileri, iş etiği, organizasyon, işine saygı, iş tatmini, inovasyon, ar-ge, motivasyon,takım çalışması, hepsini içinde bulacaksınız. Tarih, Sanat, el emeği, göz nuru hepsi olacak.
Öncelikle yıllar sonra buluştuğum arkadaşlarım ile o yıllara giderek anılarımızı canlandırdık. O zamanlardaki saf ve temiz arkadaşlığı, bir olmayı, kimsenin iki yüzlü olmayışı, bir birlerine olan saygıyı yeniden hissettik. İçimizde çok ünlü olanlar, zengin iş insanları, ekonomik durumu çok kötü olanlar, emekliler vardı. Herkesin yaşam hikayesi, mücadelesi devam ediyordu. Ancak hepimiz aynı sınıfın öğrencileriydik. Aramızdaki bütün sınıf farkları kalktı. Sadece ve sadece öğrenciydik o an. Amacımız hedefimiz tekti. Sınıf öğretmenimizin önderliğinde yaşama hazırlanmaktı. (Maalesef iş yaşamında bunu pek sağlayamıyoruz)
Daha sonra  şeflerim ile iki günlük gezimiz başladı. Önce akşam bir kebapçıya gittik. Karşılama, hizmet o kadar içten ve samimi ki ilk andan itibaren o sıcaklığı algılayabiliyorsunuz. Garson Siparişleri getirdi ve şu sözleri söyledi.
‘’ Abi soğutmayın lezzeti kaçmasın’’ ( Ürün bilgilendirme) sonra misafirimizin diğerine ‘’Abi dürümü şöyle yapacaksın’’ dedi.Daha sonra ilave olarak karışık istedik. İtiraz etti. ‘’Abi lezzetler birbirine karışır. Ben ayrı ayrı az az getireyim dedi’’     ( İşin gerekliliklerine saygıyı, sahiplenmeyi algıladınız mı? )
Ertesi gün tarihi ”Almacı Pazarı’nı geziyoruz.. Adam siparişleri alırken incelediğimiz her ürünü tattırdı. Her ürün hakkında yapılışını ve özelliklerini söyledi. ‘’Abi şu daha taze bunu vereyim dedi.
‘’Yeni bir ürünü tattırdı. ‘’Bunu yeni ürettik. Bir tadına bak’’ (Pazarlama Yönetimi) Arkadaşlar epeyce bir şeyler aldılar. Kendi aralarında nasıl götüreceğiz diye konuşurken Satıcı araya girerek;
– Abi merak etmeyin, zorlanmayın ben koli yapar adresinize gönderirim. Dedi. (servis mükemmelliği ve Lojistik Destek)
Ayrıca tatlı, künefe yemek isterseniz sizi yeğenime gönderebilirim. (Reklam ve tanıtım), hemen telefon açtı. Misafirlerim geliyorlar, ilgilenin dedi. (Misafirperverlik). Giderken misafirlerimize kartını verdi. Ne isterseniz bir telefonla gönderirim. (CRM)

Ertesi gün Baklava yapılışını izlemek için ricamızı kırmayan arkadaşım, imalathanesini gezdirdi. Baklavanın bu kadar lezzetli oluşunun ardındaki verilen emeği, sabahın dördünde gelip odun fırınını yakan arkadaşımızı, odunun cinsini seçen fırıncıyı, baklavanın altının da iyi pişmesi için çift tepside altını pişiren ustayı, baklavanın şerbetinin dökülürken püf noktasını anlatan ustamızı yerinde gören arkadaşlarımız çok etkilendiler. Tatmak için sunulan ‘Şöbiyet’i yemeye kıyamadılar. Aramızda şöyle bir söyleşi geçti. Açık Büfe uygulamasında onlarca çeşit tatlı yapıyoruz, kullandığımız malzemeler kaliteli, buna rağmen müşterileri memnun edemiyoruz. Hal bu ki her ürün için o kadar kişi emek harcıyor. Bir şey çoğalttıkça artırdıkça o ünün lezzetli olmuyor. Göze hitap ettiğimizi düşünüyoruz ama görüntü kirliliğinden başka bir şey değil. Az ürün yapalım ama bu lezzeti yakalayalım.

  Bakırcılar çarşısında gezerken eski dostlarla karşılaştık. KUTNU Ustası Kasım beyle çocukluk arkadaşıyız. Halen dede mesleğini sürdürüyor ve bu geleneği çocuklarına öğretiyor. Ve o eski usulde tezgâhlarda dokuduğu Kutnu yu tüm dünyaya tanıtmak için çaba sarf ediyor. Sonunda da İngiltere de ünlü Türk modacılarının kreasyonlarını defilede sergiletiyor. (https://www.youtube.com/watch?v=y9UyYmAprMM )                                                                      Daha sonra yakın dostum Nilay Gündüz Emek’ i ziyaret ediyoruz. Nilay hanım geri dönüşüme gönül vermiş. Antep fıstığının kabuklarını toplayarak değerlendirmiş ve çeşitli materyaller üzerine eşsiz el emeği göz nuru ürünler yaratmış bir kişi.( http://haberler.com/fistik-kabugunu-sanat-eserine-donusturuyor-7314502-haberi/ )
Hepsi bir ağırlama, bir hürmet peşinde.
– Olmaz ağam, misafirlerin gelmiş akşama ağırlamam gerek sizi diyenler.
– Ürettikleri ürünleri tanıtanlar, tattıranlar
– Hediye verenler.
Demem o ki;
‘Ne yaparsan yap, aşk ile yap’                                                                                    ‘Gerisi kolay’ misali insanlar işlerini yaparken gelenekten kopmadan, gerçekten şevk ve aşk ile işlerini yapıyorlar. Sonucunu ve getirisini hesaplamadan. Başarı, beğeni, teşekkür zaten kendiliğinden geliyor.
Bizler de işimizi yaparken sadece işimize odaklansak, sadece işimizi düşünsek, kimseyle kendimizi kıyaslamasak, iç çekişmelere, kıskançlıklara, tartışmalara girmesek ne güzel olur değil mi? Bir düşünün, sorun kendinize bunu yapabilir miyim diye!
Ben neden olmasın diyorum.
Yeni yıla bu düşünceler ile girin ve emeğinize saygılı, sizi anlayan insanlarla karşılaşın. Başarı, mutluluk ve güzel düşünceler sizinle olsun.
Yeni yılda yeni yazılarımla buluşmak dileği ile Sevgiyle kalın.